• A- Tezeneli Sazlar (6 Adet)

 

 

  • B- Yaylı Sazlar (1 Tane)

 

 

  • C- Üflemeli Sazlar (9 Tane)

 

 

  • C- Vurmalı Sazlar (7 Tane)

 

 

DİVAN

 

Bağlama Ailesinin en büyük sazıdır. Divan sazının bir başka adı meydan sazıdır. Bununla birlikte bazı kaynaklar, meydan sazının divan sazından ebat olarak daha büyük olduğunu belirtmektedir. Meydan denmesi açık hava meydanlarında çalınması demek değildir. Bu meydan, divan meclisi meydanıdır. Bu büyük boy saza divan denmesi divan meclislerinde çalınmasındandır. Konya taraflarında 12 tellisi çalınmakta ve "On iki telli' diye isimlendirilmekle birlikte genellikle 6,7 (altta 3, ortaya ve üste ikişerli olmak üzere 7 tel) tellidir. Toplu icralarda bas sesi görevi yapmaktadır.

 

 

TANBURA

 

Halk müziğimizin en yaygın kullanılan sazıdır. Kullanım alanı, tarihsel derinliği ve kültür dokumuzdaki yeri itibariyle iskelet olma fonksiyonu üstlenir. İsimlendirmede kavram birliği yoktur. Bazı kaynaklar Tanbura'nın bağlamadan küçük olduğunu ifade etmekte, başka kaynaklar ise Tanbura ile uzun saplı bağlamanın aynı şey olduğunu belirtmektedir. Tanbura'nın, Mezopotamya, Keşmir ve Tacikistan'daki Tanbur'la, Azerbaycan'daki sekiz telli Saz'la, Kazakistan'daki Domra ve Kırgızistan'daki Kopuz'la v.s. aynı aileden olduğu ve bağlama ailesindeki tüm sazların etnik yapı ve icra alanlarındaki değişiklikler nedeniyle aynı kökten farklılaştıkları söylenebilir. Bizdeki Tanbura ve "Bozuk (Saz)'a gelince; Bozuk kelimesinin bir saz çeşidi olmanın dışında, düzen olarak kullanıldığı da yaygındır. Her ne kadar bağlamaya bozuk dense de bu kelimenin Bozuk düzende çalınan bağlama anlamında kullanıldığı görülür. Çünkü Bozuk adı geçen yörelerimizde Bozuk düzen ile çalma daha yaygındır. Bazen "Bozuk Düzeni' olarak karşımıza çıkan bu kelime bozuk sazının düzeni çağrışımını da yapmaktadır. Bozuk; Boz-ok Türkmenlerinin çaldığı sazın adıdır. Bozuk düzeni de bu sazın düzenidir. Bağlama düzeni çalma alışkanlığı olan bazı aşık ve sanatçılar diğer düzenlere, bağlama düzeninin bozulması anlamında Bozuk Düzen demektedirler. Bozuk Düzeni'nin bir adı da Kara Düzen'dir. Kara Düzen halk arasında düzensiz, gelişi güzel, eski düzen anlamlarında kullanıldığı gibi, küçük Tanbura ve bağlamanın akordu olarak da kullanılmıştır. Bozuk düzen akort şekliyle günümüz profesyonel icralarında en yaygın kullanım alanına sahip sazımızdır. Her ebatta bağlamaya uygulanabilmesi halk müziği dizilerinin ve tavırlarının bir çoğunun kolay ve rahat icra edilebilmesi, trans pozisyon durumu bu yaygınlığın sebeplerinden başlıcalarıdır.

 

 

BAĞLAMA

 

Anadolu'nun her yanında görülen bağlama türleri(Divan, Meydan, Tambura, Cura, Rebap, Ruzba, İki telli çöğür, Dutar) coğrafya ve etnik nedenlerle ayrılıklar gösterir. Bağlamanın kendine has bir de ses düzeni (akordu) vardır ki, buna bağlama (Veysel,Aşık) düzeni denilmektedir. Günümüzde, kendi türündeki sazların genel adı olmuştur. Bağlama ailesini oluşturan sazların tümü için şu teknik bilgiler verilebilir: Bağlama, Tekne (Gövde), Kapak (Göğüs) ve Sap (Kol) olmak üzere üç ana kısımdan oluşmaktadır. Bağlama yapımında dut ağacının dışında ardıç, kestane, ceviz, gürgen gibi ağaçlar da kullanılır. Ayrıca bunların dışında kalıp tekniğiyle yapılan çember, yaprak, dilimli, parçalı gibi isimler verilen bağlama tekneleri de günümüzde yaygın olarak kullanılmaktadır. Göğüs kısmı ladin ağacından, sap kısmı ise gürgen, ak gürgen veya ardıç gibi sert ağaçlardan yapılır. Sap kısmının üzerine misina ile bağlanmış perdeler bulunur. Tellerin gerilerek akortlanmasını sağlayan kısma burgu (kulak) adı verilir. Bağlamanın perde sayısı 17-24 arasında değişmektedir. Bağlama, tezene adı verilen kiraz ağacı kabuğu veya plastikten yapılan araçla icra edilir. Batı kökenli sazlarda bunun adı Pena'dır. Mandolin penası, gitar penası gibi... Türk Müziği sazlarında buna mızrap denir. Ud mızrabı, Tanbur mızrabı gibi. Halk sazlarında tezene tabiri kullanılır.

 

 

CURA

 

Bağlama ailesinin en küçük boyda olanı Cura'dır. İki sıra ve üç sıra telli olanları vardır. İki sıra telli olanlarda altta iki çelik, üstte iki çelik olmak üzere 4 telli olabilirler. Ayrıca alt 1, orta 1, üst 1 olmak üzere 3 telli veya alt 2, orta 2, üst 2 olmak üzere 6 telli kullanılanları da yaygındır. Tezene kullanmaksızın parmak vurarak çalınanlarına Parmak Curası denir. İki sıra telli olanlar genellikle "Şelpe' denilen tarzda tezenesiz çalınırlar. Bunlara curadan başka Dede sazı, Ruzba, Irızva ve Bağlama denir. 3 sıra telliler genellikle tezeneyle çalınır. Çalınış biçimlerine göre farklı düzenlere çekilebilirler. Perde sayıları 9, 12, 19, 23 gibi farklı farklıdır. Cura kelimesi tiz oktav ses veren saz anlamında kullanılır.

 

 

TAR

 

Tezeneli bir halk sazımızdır. Tar'ın kelime anlamı teldir. Azerbaycan, Özbekistan, Gürcistan ve İran'da kullanımı yaygın olduğu gibi, ülkemizde özellikle Kars yöresinde icra edilmektedir. Tar'ın teknesi biri büyük diğeri küçük olmak üzere iki farklı yekpare çanaktan oluşmaktadır. Genellikle yapımında dut ağacı kullanılır. Göğüs kısmı üzerine manda veya sığır yüreği zarı gerilmektedir. Sap kısmı sert ağaçtan yapılmaktadır ve üzerine misinadan perdeler bağlanmaktadır. Tar'da başlıca iki grup tel bulunmaktadır. Birinci grupta ezgilerin çalındığı ve ikişer, ikişer takılmış 1., 2. ve 3. teller; ikinci grupta ise tınının zenginleşmesini sağlayan "Kök' ve "Zeng" telleri bulunur. Kök teli makamlara göre değişik seslere akort edilen tellerdir. Genellikle "dem" tutma görevi taşımaktadır. Tezenesi kemik veya boynuzdan yapılmaktadır.

 

 

KABAK KEMANE

 

Yaylı bir Halk sazımızdır. En eski Türk kemençesine "ıklığ" adı verilir. "ık" ok, "lığ" yay anlamına gelmektedir. Günümüz Anadolu kemanesi Teke Yöresinde yaygın olup, bu sazın kullanımı çok eskilere dayanmaktadır. Boy uzunluğu 60-70 cm. arasındadır. Kabak kemaneler genellikle 3 veya 4 tellidir. Tekne kısmı genellikle su kabağından yapılmaktadır. Ayrıca ağaçtan yapılanları da yaygındır. Sap kısmı sert ağaçlardan yapılır. Tekne kısmının altında ağaçtan veya metalden yapılmış mil vardır. Bu mil diz üzerine konularak sazın sağa sola hareketi sağlanır. Yay ise bir çubuğun, bir ucundan diğer ucuna at kuyruğunun kıllarının bağlanması ile yapılmaktadır. Benzer bütün sazlarda olduğu gibi, Kabak Kemaneye önceleri bağırsaktan yapılan Kiriş adı verilen teller takılırken günümüzde madeni teller kullanılmaktadır. Kabak Kemane perdesiz bir çalgı olup her türlü kromatik ses rahatlıkla elde edilebilmektedir.

 

 

KEMENÇE

 

Yaylı bir Halk sazımızdır. Karadeniz Bölgesi"nde yaygın olarak kullanılmaktadır. Boy uzunluğu 60-70 cm. arasındadır. Kemençenin tekne kısmı dut, erik, ardıç ağaçlarından yapılmaktadır. Yayın çubuğu ise genellikle gül ve şimşir ağaçlarından yapılır. Yayın uç kısımlarına at kuyruğu kılları bağlanmaktadır. Kemençe üç telli ve perdesiz bir sazımızdır. Kemençede her türlü kromatik sesleri kolaylıkla elde etmek mümkün olabilmektedir. Genellikle iki tele aynı anda basılıp paralel dörtlü sesler elde edilir. Ayrıca bilek hareketleriyle (atma) sağlanan özel bir çalım tekniği ile icra edilmektedir. İki el dışında vücuttan başka bir destek almadan (havada) çalınması tipik ve ayrık özelliğidir.

 

DİLLİ KAVAL

 

Üflemeli Halk sazıdır. Dilli kaval-horlatmalı kaval-çoban kavalı gibi yöresel isimlerle de tabir edilir. Dilli kavalın yapımında erik, kızılcık, dut, kayısı ve şimşir ağaçları kullanılır. Bu sazın ağza gelen kısmında, sesin çıkmasını sağlayan küçük bir ek parça bulunmaktadır. Buna "dil" adı verilmektedir. Bu dil hem nefesi kontrol etmeyi hem de horlatma adını verdiğimiz çift ses çıkartmayı sağlar. Dudağın kavalın dilini hafif bir şekilde kapatması ile üflenerek horlatma sesi elde edilir. Dilin hemen ön kısmında bir oyuk (boşluk) bulunur ki, bu boşluk kaval üflendiğinde ses çıkmasını sağlar. Bu kavalın ön yüzünde 7, arka yüzünde 1 olmak üzere, toplam 8 perde deliği bulunmaktadır. Arka yüzeyde bulunan perde deliğine bazı yörelerde cin veya şeytan deliği de denir. Anadolu"nun her yöresinde çalınmakla birlikte genellikle Bolu, Tokat, Ordu, Giresun"un güneyi, Amasya havalesinde yaygın olarak kullanılmaktadır.

 

 

DİLSİZ KAVAL

 

Dilsiz kaval da dilli kavallar gibi yurdumuzun her yöresinde kullanılan üflemeli halk sazıdır. Dilsiz kavallar, ağaçtan yapıldığı gibi pirinç, alüminyum gibi metal borulardan da yapılabilmektedir. Elde edilen ton açısından ağaç kavallar tercih edilmektedir. Bu sazın ses genişliği ise 2,5-3 oktav arasındadır. Dilsiz kavalın ön yüzünde 7, arka yüzeyde de 1 olmak üzere toplam 8 perde deliği bulunmaktadır. Ayrıca kavalın alt uç kısmında bazı kullanılmayan birkaç perde deliği bulunmaktadır. Bu delikler rezonansı sağlar. Kavalın perde delikleri kromatik olarak sıralanır. Dolayısıyla bu özellik, sazı her sese transpoze yapmayı sağlamaktadır. Dilsiz kaval yüzyıllarca çobanların can yoldaşı olmuş, üzerine çok türküler yakılmış, hikâyeler efsaneler yazılmış bir sazdır.

 

ÇİFTE

 

Çifte, en eski Anadolu medeniyetlerinden itibaren görülmektedir. Kartal kanadı kemiğinden yapılanları olduğu gibi, su kamışından yapılanları da vardır. Boyları ortalama 17-35 cm. arasındadır. Yan yana iki kamış borunun birbirine bağlanmasıyla yapılmaktadır. Her iki kamışın uç kısımlarına ses veren iki küçük kamış eklenmektedir. Bu iki kamış ağız boşluğuna alınarak aynı anda hava üflenerek çalınmaktadır. Çiftenin her birinde 7 perde deliği bulunmaktadır. Her iki borusu ile melodi çalan "Demsiz Çifte" bir borusu ile melodi ve diğer borusu ile dem tutan "Demli Çifte", dilli iki kavalın birleştirilmesinden meydana gelen "Çifte Kaval" (yapı malzemesi sipsideki gibi su kamışındandır) olmak üzere üç çeşittir. Güneydoğu"da kemikten veya kartal kanadından yapılanlarına "zambur" adı verilmektedir.

 

 

ÇIĞIRTMA

 

Üflemeli bir Halk sazı olan Çığırtma, Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinde daha yaygın olarak çalınmaktadır. Çığırtmanın yapımında, kartalın kanat kemikleri kullanılmaktadır. Bu kanat kemiğinin içi boştur ve yaklaşık boyu 20 cm. uzunluğundadır. Boru şeklinde olduğu gibi dört köşe şeklinde olanları da vardır. Bu sazın ses genişliği 1,5-2 oktava yakındır. Perde yapısı diatoniktir. Yine diğer sazlarımızda olduğu gibi ön yüzünde 7 arka yüzeyde 1 olmak üzere toplam 8 perde deliği bulunmaktadır. Yöre sazı olma özelliğini korumaktadır.

 

 

SİPSİ

 

Sipsi, yurdumuzda Teke (Taşeli) yöresi olarak bilinen Burdur, Aydın, Muğla ve Antalya yöresinde çalınan nefesli sazlarımızdan biridir. Ses çıkaran bir ağızlık ve perdelerin bulunduğu bir gövdeden meydana gelmektedir. Yapımında ince su kamışı ve Kargı denilen su bitkisi kullanılır. Aynı malzemeden bir dil takılarak çalınır. Bu dile sipsi de denir ve adını bundan almıştır. Perde delikleri 5 veya 8 adettir. Bazılarında arka yüzeyde perde deliği olmayabilir. Boyları ise 15-20 cm. arasında değişebilmektedir. Ses genişliği 1,5 oktav sınırındadır. Perde yapısı diatoniktir.

 

 

MEY

 

Üflemeli kamışlı bir Halk sazıdır. Mey"in yapımında Erik, Zerdali, Ceviz vb. ağaçlar kullanılmaktadır. Ana gövde, Kamış, Kıskaç (Akort çubuğu) ve Kıstırgaç (Kamış koruyucu) olmak üzere dört parçadan oluşmaktadır. Gövde üzerinden, ön yüzeyde yedi ve arka yüzeyde bir olmak üzere, toplam sekiz perde deliği bulunmaktadır. Perde delikleri diatonik olarak sıralanmıştır. Ses genişliği bir oktavdan yarım ses fazladır. Kamışın görevi Mey"de sesin oluşumunu sağlamaktır. Kıskaç, kamışın ses çıkartmasını sağlar ve kamış üzerinde bulunur. Diğer bir görevi ise, kamış üzerindeki ileri geri hareketi sağlayarak akort yapmasını sağlamaktır. Kıstırgaç"ın görevi ise, kamışı koruyup deforme olmasını önlemektir. Daha önce üç grupta bulunan (Ana-Orta-Cura) meyler, günümüzde gerek solo gerekse toplu icradaki büyük işlevi nedeniyle, her sese göre yapılabilmektedir.

 

BALABAN

 

Azerbaycan nefesli Halk sazı olan Balaban bizdeki Mey"in benzeridir. Sadece farkı ana gövdenin iç kısmı biraz daha genişçe olması ve perde açıklarının Azerbaycan müziğindeki seslere göre delinmesidir. Bizim ülkemizde de her yörenin nefesli sazları kendi yörelerinde kullanılan seslere göre açılmıştır. Yapımında kullanılan malzemeler yine Mey"de kullanılan malzemelerle aynıdır. Ana gövde üzerinde 8, arka yüzeyinde 1 olmak üzere, toplam 8 deliği bulunmaktadır. Mey"den 1 perde deliği fazladır. Mey ve Balaban"ın icra üslubunda da farklılıklar bulunmaktadır.

 

ZURNA

 

Üflemeli kamışlı sazların en yaygını zurna ailesidir. Zurna genelde 3 şekilde bulunur: Cura zurna (zil zurna); Daha çok Karadeniz Bölgesi"nde, Orta zurna; Güneydoğu ve Doğu Anadolu"da, Kaba zurna; Orta Anadolu, Ege, Trakya, Marmara bölgelerinde ayrıca Mehteran"da kullanılmaktadır. Yaklaşık 2,5 oktavlık ses alanı olan zurnanın ön yüzeyinde 7, arka yüzeyinde 1 olmak üzere, toplam 8 tane perde deliği bulunur. Perde yapısı diatoniktir. Beş bölümden oluşur. 1-Perde deliklerinin bulunduğu ana gövde: Daha çok erik, zerdali, abanoz ağacından yapılır. Huni şeklinde genişleyen kısma kalak adı verilir. Kalak üzerinde küçük akort delikleri bulunur. 2-Dil (Lüle): Şimşir ve abanoz ağacından yapılır, zurna kamışı ile ana gövde arasındaki bağlantıyı kurar ve sesin oluşumunu sağlar. 3-Mil (Eten-Metem): Daha çok gümüşten yapılanları tercih edilir, zurna kamışının üzerine bağlandığı bölümdür. 4-Kamış: Su kenarlarında yetişen ince kamışlardan yapılır. 5-Avurtlak: Yapı malzemesinde daha çok sedef kullanılır. Zurna kamışı bu aksamın içerisine geçirilir. Zurna çalınırken dudak bu kısımdan destek alır. Ağız içi boşluğuna biriktirilen hava kamıştan üflenirken burundan aynı anda nefes alınarak kesintisiz çalma tekniği elde edilir; bu, zurna icrasında en çok kullanılan tekniktir. Zurna daha çok açık alanlarda Davul eşliğinde kullanılmaktadır.

 

TULUM

 

Üflemeli Tulumlu Halk sazıdır. Tulum, Nav ve Ağızlık olmak üzere üç kısımdan oluşmaktadır. Tulum"un (Hava doldurulan kısım) görevi, hava depolamak; dolayısıyla, icra eden kişiyi sürekli nefes verme zorunda bırakmamasıdır. Önce, Tulum dediğimiz kısım belli bir oranda hava doldurulduktan sonra bu saz çalınmaya başlar ve hava azaldıkça tekrar hava doldurulur. Tulumun bir tarafında üfleme borusu vardır. Diğer uçta ise ses tablosu (Perde deliklerinin bulunduğu kısmı) dediğimiz gövdeye bağlanan bölüm bulunur. Ayrıca, bu gövdeye ilave sürekli karar sesini veren dem borusu bulunur. Karadeniz Tulumu ve Trakya Tulumu olmak üzere iki çeşittir. Her ikisinin yapılışında müşterek özellik, delinmeden ve bozulmadan çıkarılmış (tulum çıkarma) bir keçi yavrusu (oğlak) derisi olan tulum gövdedir. Zaten tulum ismini buradan almaktadır. Her ikisindeki farklılık ise ses veren kısmıdır ki bu; Karadeniz Tulumu'nda "Çifte" Trakya Tulumu'nda ise "Kaval"dır. Çifte, demsiz çifte olup beş çift perdelidir. Kaval ise altı perdeli olup boy uzunluğu 24 cmdir. Trakya da tuluma "Gayda" denir.

 

 

NAĞARA

 

Vurmalı bir halk sazımızdır. Nağara"nın diğer adı Koltuk Davulu"dur. Sağ el davul derisinin ortasına vurulduğunda kalın ses, kenarına vurulduğunda ise ince ses çıkarılmaktadır. Normal davula göre daha uzundur. Çapı ise normal davuldan küçüktür.

 

DAVUL

 

Bilinen en eski vurmalı sazımızdır. Anadolu'nun her yöresinde meydanlarda zurnaya eşlik eden davulun, değişik ebatlarına rastlanmaktadır. Genellikle açık alanlarda; düğün, halk oyunlarında ve değişik törenlerde kullanılmaktadır. Daire biçimine getirilmiş ağaç kasnak üzerine iki adet çıtadan yapılmış ve deri gerilmiş çember, kalın ip veya kayış yardımıyla gerilir. Davulun bir yüzündeki deri kalın, diğer yüzündeki deri daha kalındır. İnce kısım keçi, kalın kısım ise koyun derisinden yapılmaktadır. Kalın derinin olduğu kısma tokmak, ince derinin olduğu kısma ise ağaçtan yapılan ince çubuk vurularak çalınmaktadır. Deri veya ipten örme bir kayışla omuza asılarak çalınmaktadır. Büyük davullara bazı yörelerde "Kara Davul", orta büyüklükteki davullara "Davul", küçük davullara ise "Cura Davul, Davulbaz" ve "Fındık Davul" adı verilmektedir.

 

ZİLSİZ TEF

 

Vurmalı bir Halk sazıdır. Metal veya ağaçtan yapılmış kasnak üzerine deri gerilerek yapılır. Tef, sol elde tutularak iki elin parmakları ile Tef"in derisine vurularak çalınır. Sağ el ile Tef"in ortasına ve kenarına, sol el ile Tef"in yalnızca kenarına vurulur. Tef"in ortası kalın ses, kenarına ise ince ses verir.

 

 

ZİLLİ TEF

 

Vurmalı bir Halk sazıdır. Metal veya ağaçtan yapılmış kasnak üzerine deri gerilerek yapılır. Tef"in iç kısmına asılmış zil halkalardan ismini almaktadır. Tef"lerde bulunan kasnakta 3-5 çift zil mevcuttur. Ayrıca deriyi gererek ahengi sağlamak için mengene ilave edilmiştir. Ancak, Zilli Tef"in icrasında bazı farklılıklar bulunmaktadır. Bunlar; tremolo, titretme, sallama ve baş parmakla tef üzerinde kaydırmadır.

 

 

KÜP

 

Vurmalı bir Halk sazıdır. Genellikle kapalı yerlerde, evlerde, avlularda yapılan eğlencelerde kullanılan ritim aleti ve halk sazımızdır. Sazın kabı çanaktır, topraktan pişirilerek hazırlanır. Kase biçiminde olan küpün ağzına deri gerilir. Genellikle keçi ve dana derisi kullanılır. Günümüzde aliminyum, bakır ve pirinçten olanlarına “Darbuka” adı verilmektr. Ege"de köy düğünlerinde küpü kadınlar çalar. Bu sazın değişik boylarına rastlanılmaktadır.

 

 

BENDİR

 

Vurmalı bir Halk sazıdır. Tef"in büyük boyda olanlarına "Bendir" denir. Metal ve ağaçtan yapılmış kasnak üzerine deri gerilerek yapılır. Bendir, sol elde tutularak iki elin parmakları ile Bendir"in derisine vurularak çalınır. Sağ el ile Bendir"in ortasına ve kenarına, sol el ile Bendir"in yalnızca kenarına vurulur. Bendir"in ortası kalın ses, kenarı ise ince ses verir. Ayrıca Bendir'in kasnağı içersine küçük halkalar yerleştirilir. Bu halkalar ahenk vermek için kullanılır.

 

 

KAŞIK

 

Vurmalı bir Halk sazıdır. Özellikle şimşir ağacından yapılan makbuldür. Sap kısımları parmaklar arasına alınır, oval kısımları ise sırt sırta gelecek şekilde avuç içine alınarak çalınmaktadır. Bunun dışında, gerek kaşıkların sayısı ve tutuş biçimi ve gerekse icralardaki farklılıklarla çok yaygın icra alanına sahiptir. Bazı yörelerde ritim saz olarak oyunlar da ve müziklerde kullanılmaktadır. Özellikle "Kaşık Havaları" halk kültürümüzün zengin bir alanını oluşturur.