Muzaffer SARISÖZEN(1899-1963)

 

 

1899 yılında Sivas ilinin Cami-i Kebir mahallesinde doğdu. 1930 yılında Halk şairleri bayramının yapılmasında genel katip olan Muzaffer Sarısözen. Bayram sonunda çıkarılan Sivas halk şairleri bayramı adlı broşürde Sarısözen Sivas halayları başlıklı yazısını yayınlar ve halayların notalarını koyar. Bu büyük bir ihtimalle bizde halaylar hakkında yazılmış ilk notalı makaledir. 1937 yılında 10.000 ezginin derlenmesinde büyük katkıda bulunmuştur. 1953 yılında İzmir, 1954 yılında İstanbul radyolarında "Yurttan Sesler" topluluklarını kurarak, halk türkülerinin ve oyunlarının yurt çapında sevilmesi ve tanıtılmasında büyük rol oynadı. Toplu bağlama çalma geleneğinin uygulayıcısı oldu. Türkiye Radyolarında Halk Müziğinin yayınlanmasını sağlayan Muzaffer Sarısözen 4 Ocak 1963 yılında vefat etti.

 

 

 

Davut SULARİ (1925-1985)

 

Davut Sulari Erzincan'ın Çayırlı ilçesinde 1925 yılında doğdu. Asıl adı Davut Ağbaba'dır. Aşıklık geleneğinin halk şiirinin her türünde başarılı örnekler vermiştir. Davut Sulari'nin yaktığı türküler bugün dahi usta halk türküsü sanatçıları tarafından TV de ve kasetlerde okunmaktadır. Ankara Radyosunun ve İstanbul Radyosunun Yurttan Sesler Korosunda " mahalli sanatçı" olarak görev aldı. 80 kadar plağı ve stüdyo kayıtları Türkiye ve Almanya'da yayınlandı. Alevi-Bektaşi inancına bağlı aşıkların " Gezgin Aşıklar Kolu"nun son temsilcisi olan Davut Sulari, 40 yıl at sırtında gezerek yaşamını sürdürdü.17 Ocak 1985 yılında Erzurum'da vefat etti.

 

 

Aşık VEYSEL ŞATIROĞLU (1894-1973 )

 

1894 yılında Sivas'ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde doğan Aşık Veysel yedi yaşında gözlerini kaybetti. Fakat bu eksiklik onun bir aşık olmasını engellemedi.Tam tersine gönül gözüyle yaşamı algılamayı, bilgelik ve sevgi içinde yaşadığı kültürü evrensel bir bakış açısıyla geleceğe aktarmayı başardı. Halk şiirimizin bu güçlü ozanı yarım yüzyılı aşkın bir süre yazdıklarıyla, çalıp söyledikleriyle çevresine ışıklar saçtı. Bu niteliğinin yanı sıra 1944-1946 yılları arasında Köy Enstitülerinde öğretmenlik yaptı. Birçok şiir kitabı ve kaseti yayınlandı. Yalnız çağımızda yaşayanlar değil, bizden sonra gelecek kuşaklar yaşayacaklar da "Dostlar Beni Hatırlasın" şiirini unutmayacaktır. 79 yıl Aşıklık geleneğini en iyi şekilde temsil eden Aşık Veysel 22 Mart 1973 yılında Sivas'ta vefat etti.

 

 

ŞEMSİ YASTIMAN ( 1923- 1994)

 

1923 yılında Kırşehir'de doğdu. Saza ve söze ilgisi Ortaokul yıllarında başladı. Ankara'da bulunduğu yıllarda Yağcıoğlu Fehmi Efe ve Genç Osman'ın müzik meclislerine girerek kendini ve sazını geliştirdi. Şemsi Yastıman, özellikle Halk Müziği geleneğinin çalıp-söyleme tarzını benimsemiş bir halk sanatkarı olarak adından söz ettirdi. Aşıklık geleneğinin çeşitli türlerinde seslendirdiği eserlerle ve bilhassa dönemi içinde unutulmaya yüz tutmuş olan "destan" ve "taşlamaları" ile sevildi. Ayrıca, memleketi Kırşehir'in müzik potansiyelinin geniş kitlelere tanıtılmasına, "mahalli sanatçı" kimliği ile önder oldu. Sanatçı kişiliği yanında, kendi adını taşıyan dükkanında saz dersleri vererek pek çok kanatçı yetişti.Türk Halk Müziği konusunda çeşitli kitaplar ve notalar yayınlayarak kültür-sanat hayatına hizmette bulunan Şemsi Yastıman, 10 Temmuz 1994 yılında vefat etti.

 

 

HACI TAŞAN (1930- 1983)

 

1930 yılında Kırtıllar köyünde doğdu. Kırtıllar o yıllarda "Abdal" aşiretinin en yoğun olarak yaşadığı köylerden biriydi. Hacı Taşan Keskin türküleri, halayları çalıp okuyan bir sanatçı olarak Keskin folklor musikisinde büyük ağırlığa sahip hemen hemen tek sanatçıdır. Hacı Taşan, Muharrem Ertaş'ın yanında usta çırak ilişkisi ile yetişti. Hacı Taşan'ın repertuar itibarıyla yöresinin dışına pek çıkmadığını görüyoruz. Başta Keskin olmak üzere, Yozgat, Kırıkkale, Kırşehir, Kaman ve Şereflikoçhisar gibi yerlerde dolaşmış buraların bozlak ve halay havalarını, türkülerini kendine has bir üslupla çalıp söyleyen Hacı Taşan 9 Mart 1983 yılında vefat etti.

 

 

Aşık DAİMİ (1932-1983 )

 

Ne zaman, nerede yaşadığı kesin olarak belli değildir. Bazı şiirlerinden onun 17.yy'da Güneydoğu Anadolu'nun ( Niğde, Tokat, Adana, Konya vb. ) birçok yerlerini dolaşmış, Mısır'ı, Rumeli'yi görmüş bir saz şairi olduğu anlaşılıyor. Bazı kaynaklar, şiirlerinde sözü edilen yer adları, akar sular, yaylalar, köyler giyim kuşam ve geleneklere dayanarak onun Güney Anadolu'da yaşayan Türkmen aşiretleri arasında (Silifke, Mut, Gülnar) yaşadığını belirtmektedirler.

 

 

Özay GÖNLÜM(1940-2000)

 

Aslen Denizli'li olduğu halde babasının görevi dolayısıyla Erzincan'da 1940 yılında doğdu. Ortaokul ve Liseyi Denizli'de bitirdi. Denizli ve yöresi ezgilerini, ezgilendiriliş özelliklerini ve ağzını en iyi seslendiren bir sanatçı olarak ün yaptı. Bu ezgileri, Muzaffer Sarısözen'in Yurttan Sesler Korosu'ndan başlamak üzere yıllarca TRT de seslendirdi, birçok plak yaptı. Ege yöresinde Ramazan Güngör'den Hamit Çine'ye kadar bir çok cura çalanla çalışmıştır. Bağlama, tambura ve curanın birleşimiyle Yaren adını verdiği bir çalgıyı oluşturarak, geniş bir ses genişliği elde etti. Derlediği türkülerle THM repertuarına büyük katkıda bulundu.1 Mart 2000 yılında vefat etti.

 

 

Muharrem ERTAŞ(1913-1984)

 

1913 yılında Kırşehir'in Yağmurlubüyükoba köyünde doğdu. Kırşehir Abdallarındandır. Abdal aşiretlerinin Orta Anadolu'daki en büyük koluna bağlı olan Ertaş'ın ataları Ala Kilise'lidir. Abdalların göçer bir aşiret olmalarından ötürü daha sonraları Kırşehir Havalisine yerleşmişlerdir. Ertaş, Bozlak geleneğinin en güçlü temsilcilerindendir. Küçük yaşta bağlama çalmayı öğrendi. Ertaş'ın Ses genişliği, rengi ve tınısının yanı sıra, gırtlak nağmeleri, çarpma, titretme ve trilleri, kendine has ses kullanma teknikleri ve bütün bunların yanı sıra iyi bir Bozlak icracısı için olmazsa olmaz şartlardan biri olan "yiğitçe edası" ile gelmiş geçmiş en büyük Bozlak okuyucusu olarak kabul edilmektedir. Özellikle seslendirdiği ve derleyicilere aktardığı bozlaklar nedeniyle Türk Halk Müziği repertuarına çok büyük katkıda bulunmuştur. Neşet Ertaş'ın babası olan Muharrem Ertaş, 3 Aralık 1984 yılında vefat etti.

 

Muhlis AKARSU(1948-1993)

 

1948 yılında Sivas'ın Kangal ilçesinin Minarekaya köyünde doğdu. Küçük yaşlardan itibaren katıldığı muhabbetlerde ve cemlerde Alevi-Bektaşi kültürünü öğrendi; çalıp türkü söylemeye başladı. Davut Sulari ve Mahzuni Şerif'in etkisinde kalarak icra ettiği eserlerden, 1980'li yıllarda kurtularak kendine özgü deyişleriyle, anlatımı güçlü, bağlamasına hakim ve sesini deyiş tavrında kullanabilen bir sanatçı görünümüne kavuştu. Repertuarının büyük bir bölümünde aşk ve sevda deyişlerine yer verdi. Muhlis Akarsu'nun Pir Sultan Abdal ve Karacaoğlan etkisindeki tavrını her zaman hissetmek de mümkündür. Şiirlerindeki içtenlik ve melodilerindeki yalın akışıyla yaşadığı duyguları dile getiren bir ozanımızdı. "Muhabbet" serisinin her yapıtında yer aldı. Yurt içinde ve yurt dışında çeşitli konserlere katıldı. 2 Temmuz 1993 yılında Sivas Madımak Otelinde eşi ve birçok aydınla birlikte yakılarak öldürüldü.

 

NESİMİ ÇİMEN(1931-1993)

 

Nesimi Çimen, 1931 yılında Adana'da doğdu. Çocukken öğrendiği iki telli curayı ömrünün sonuna kadar elinden bırakmadı.Küçük yaşlarında türkü derlemeleri yaptı. Ve bunları radyo arşivlerine kazandırdı. Hatayi, Pir Sultan Abdal ve diğer usta ozanların nefeslerini söyleyerek kendini tanıttı. Nefeslerini, türkülerini bağlama ile değil, göğsünde taşıdığı "Cura" eşliğinde söyledi. Aşıklık geleneğini, iki telli curasıyla en iyi temsil edenlerden biriydi. 1962 yılından itibaren Türkiye dışında birçok Avrupa ülkesinde konserler verdi. 1964 yılında ilk plak çalışmasını yaptı. 1970 yılından itibaren Almanya'da 10 adet plak çalışması, Fransa'da bir long play ve ayrıca İsveç'te iki kaset çalışması yaparak sanat yaşamını sürdürdü. 2 Temmuz 1993 yılında Sivas Madımak Otelinde yakılarak öldürüldü.

 

NİDA TÜFEKÇİ(1920-1993)

 

Mehmet Nida Tüfekçi, 1929 yılında Yozgat'ın Akdağmadeni ilçesinde doğdu. İlk ve Orta öğrenimini Akmağdeni'nde tamamladı. Liseyi Ankara Maliye Okulu'nda bitirdi.1947 yılından itibaren Ankara Radyosu'nun Yurttan sesler korosunda ses ve saz sanatçısı olarak başladı. 1953 yılında açılan sınavla daimi korosuna katıldı. 1964 yılında Türk Halk Müziğinden sorumlu Türk Müziği şube müdür yardımcılığı, 1972'de TRT Müzik Dairesi THM Müdürlüğü'ne atandı. 1974'de TRT Müzik Dairesi Başkanlığına (vekaleten) getirildi. 1976'da istifa ederek. İstanbul Türk Müziği Devlet Konservatuarı'nın kurucu üyeliğini yaptı. Tüfekçi bu okulda çeşitli kademelerde görev aldı. Yine aynı okulda Bağlama, THM Solfeji, THM Bilgileri dersleri vererek birçok öğrenci yetiştirdi. Yozgat yöresini tavrıyla en iyi icra eden ve tanıtan sanatçımızdır. Muzaffer Sarısözen'den sonra en çok türkü derleyip TRT repertuarına kazandıran Tüfekçi, 18 Eylül 1993 yılında vefat etti.

 

RUHİ SU(1912-1985)

 

1912 yılında Van'da doğdu. Adana'da büyüdü. İlkokulun dördüncü sınıfında keman çalmaya başladı. 1936'da o zamanki adıyla Musiki Muallim Mektebini, 1942'de Ankara Devlet Konservatuarının şan bölümünü başarıyla bitirdi. Türküler; gerek yapıları gerek muhtevalarıyla kişiliğini bulduğu tek çalışma alanı oldu. 1952 yılında Devlet Operasındaki görevine son verildi. Konserleri ve plaklarıyla dünya çapında ün kazandı. 73 yıllık yaşamı boyunca sanatını icra etmekte büyük güçlüklerle karşılaştı. Ama hep direndi hiç yılmadı ve sazı eşliğinde türkülerini söyleyebildikçe müziğini duyurup yaşattıkça geniş kitlelere benimsettikçe mutlulukların en güzelini içinde yaşadı. Kendini sanatına, sanatını halkına adadı. Birçok koronun kuruluşunu yaptı. Bugün de etkinliğine devam eden.Dostlar korosunu kurarak onlarla birlikte konserler verdi. 45'lik plaklar, uzunçalarlar, kasetler çıkardı. Çok zengin bir türkü repertuarı oluşturdu. 1985 yılında vefat etti.

 

HİSARLI AHMET(İnegöllüoğlu)(1908-1984)

 

1908 yılında Kütahya bağlı Yukarı Hisar'da doğdu. Kütahya yöresinin zeybek tarzını iyi icra eden Hisarlı Ahmet, üç telli bağlama çalmadaki değişik çalış tekniği ve okuyuşundaki kendine has hançeresi ile örnek bir mahalli sanatçımızdır.Muzaffer Sarısözen'in daveti üzerine 1942 yılında Ankara radyosuna gider. Onun sazı ve sesindeki farklı üslup ve tavır üzerine radyoda kalması teklif edilir. Birçok türküleri öğrenip derlemecilere aktararak Halk müziğine katkıda bulundu. Oğlu Mustafa Hisar ve torunu İsmail Pektaş 1995 yılında "Hisarlı Ahmet yorumu ile Kütahya Türküleri" adlı kitabı hazırlayarak yayınladılar. 4 Ocak 1984 yılında vefat etti.

 

SADİ YAVER ATAMAN(1906-1994)

 

23 Nisan 1906'da babasının görevli bulunduğu Yanya'da doğdu. Devlet sanatçısı, folklor uzmanı, saha araştırmacısı, eğitimci, yönetici, ve sanat uygulayıcısıydı.Sadi Yaver Ataman küçük yaştan itibaren Safranbolu'nun meşhur saz ustaları ve aşıklarını dinleyerek saz çalmayı, yöre türkülerini ve oyunlarını öğrendi. Darul-Elham olan İstanbul Konservatuarını bitirdi. 1952 yılında Folklor inceleme ve derleme kurulunu oluşturdu. Bir kısım derlemelerini radyo, plaklar, ilmi yayınlar yoluyla ilim ve sanat camiasına yaymaya çalıştı. 10 Aralık 1994 yılında vefat etti.

 

MAHZUNİ ŞERİF(1938- 2002)

 

1938 yılında Kahramanmaraş'ın Afşin ilçesine bağlı Berçenek köyünde doğdu. Mersin Astsubay Hazırlama Okulunu ve Kuleli Askeri Lisesini bitirdi. Pir Sultan Abdal, Davut Sulari, Aşık Veysel gibi büyük halk ozanlarından feyz alan Mahzuni Şerif, 1963 yılından itibaren TRT radyolarında türküler söylemeye başladı. Şiir ve plakları nedeniyle bir çok kez yargılanmış, halkının dili ve kulağı olduğu için dönemin egemen anlayış ve iktidarlarınca kovuşturmalara uğramaktan kurtulamamıştır. Yüzlerce türküsü, çok sayıda kaset ve plağı bulunan ve Anadolu'nun kültür zenginliğine ayna olan Mahzuni Şerif, 20'inci yüzyıl halk ozanlarımız içinde çok önemli bir yere sahiptir. 17 Mayıs 2002 yılında vefat etti.

 

FETHİYELİ RAMAZAN GÜNGÖR( 1924-2004 )

 

1924 yılında Fethiye'nin Kemer nahiyesine bağlı bir dağ köyü olan Kadıköy'de doğdu. Asıl soyadı "Yanatma"dır. Küçük yaşta kendisine alınan curayla müziğe başladı. Ramazan Güngör, bağlama ailesinden her türlü sazı yapabilmesine rağmen, daha çok kendi adıyla özdeşleşen " üç telli bağlama" yı çalmıştır. Teke yöresine has "zeybekler", "gurbet ve boğaz havaları"," türküler", "zortlatmalar" ve "uzun havalar" sazıyla çaldığı ezgilerdir.1960 yılından itibaren pek çok müzisyen, derlemeci Güngör'den kayıtlar yapmış, derlenen eserlerden bir kısmı Kültür Bakanlığı arşivine ve TRT repertuarına girmiştir.Günümüzde birçok bağlama sanatçısı tarafından kullanılan "şelpe" ve "parmak vurma" tekniklerinin geliştirilmesinde Ramazan Güngör'ün üç telli bağlama tavrı etkili olmuştur. 6 Mayıs 2004 yılında vefat etti.

 

 

ÜRGÜPLÜ REFİK BAŞARAN(1907-1947 )

 

1907 yılında Ürgüp'ün Taşkınpaşa köyünde doğdu. Refik Başaran Orta Anadolu Yörük/Türkmen kültürünün en karakteristik ifadesi olan geleneksel türkü formunun usta bir icracısıydı. Bozlak, halay, deyiş ve oyun havası repertuarının oldukça önemli bir bölümünü bağrında yaşatan Orta Anadolu halk müziği kültürünün ilk ve en değerli halkalarından biridir Refik Başaran.Çalma ve söyleme tekniği yönünden kendine has o alabildiğine mahallilik kokan üslubunun yanında repertuar yönünden hayli zengin bir birikime ve çeşitliliğe sahipti. Muzaffer Sarısözen'in radyoya daveti üzerine 1943 yılında kısa bir süre Sarı Recep'le birlikte Yurttan Sesler'e sazıyla eşlik etti. 1935 yılında ilk taş plağını doldurdu. Kısa ömrüne 65 plak sığdıran Refik Başaran 1947 yılında vefat etti.

 

BAYRAM ARACI(1920-1969 )

 

1920'li yılların başlarında Ankara Elmadağ'da doğdu. Yörenin tanınmış sazcılarından Topal Mevlüt'ün oğludur. Oldukça köklü kültürel değerlere ve bu değerlerden beslenen zengin bir müzik geleneğine sahip olan Ankara'ya çocuk denecek yaşlarda gelen Bayram Aracı, Genç Osman, Yağcıoğlu Fehmi Efe, Ziya Yağar ve Kır Ağa gibi ehli dil insanların arasında yetişti. Ankara'da Misket, Hüdayda, Yandım Şeker, Ankara Zeybeği gibi geleneksel Ankara türkü ve havalarını büyük bir canlılık ve dinamizm içinde icra etti. Muzaffer Sarısözen'in davetiyle Ankara Radyosu'nun ilk yıllarında sesi ve sazıyla bir süre radyo yayınlarına katıldı. Kendinden sonra gelen saz sanatçılarını etkileyen Aracı, ilk bağlama virtüözümüz denilebilecek önemli bir sanatçımızdı. Başta "Ankara tavrı" olmak üzere, sazda değişik tezene şekillerini ve farklı icra üsluplarını cesaretle kullanan Bayram Aracı 16 Ocak 1969 yılında vefat etti.

 

MURAT ÇOBANOĞLU(1940-2005 )

 

Asıl soyadı Çobanlar olan Murat Çobanoğlu 1940 yılında Kars'ın İstasyon mahallesinde doğdu. İlkokul yıllarında babası sayesinde bağlama ile tanıştı.Sazına hakim kendine özgü sesiyle okuduğu Kiziroğlu Mustafa Bey türküsüyle kendisini sevdirdi. Atışma dalında başarı göster Murat Çobanoğlu Konya'da yapılan Türkiye aşıklar Bayramı'nda 39 yıl, Uluslar arası İstanbul Festivali'nde 21 yıl, Erzurum Atatürk Üniversitesi Aşıklar yarışmasında 7 yıl emek verdi. Dünya Halk Hikayeleri festivali'nde iki kez Türkiye'yi temsil etti. Yine Almanya, Türkmenistan, Kırgızistan, Kıbrıs, İran ve Fransa'da uluslararası Halk kültürleri festivallerinde Türkiye'yi temsil etti.Ayrıca üç altın plak, yirmiye yakın plak ve kaset, 600 üzerinde madalya ve plaket alan Murat Çobanoğlu 26 Mart 2005 yılında vefat etti.

 

AHMET GAZİ AYHAN( 1921-1997 )

 

1921 yılında Kayseri'nin Endürlük köyünde doğdu. Çok küçük yaşta tahta kaşığı at kılı bağlayarak kendi kendine bağlama çalmaya başladı. Kayseri ve civarı zengin kültürü çok iyi bilen, o tavrı sazında mükemmel çalan ve türküleri, bozlakları emsalsiz bir biçimde yorumlayan Ahmet Gazi Ayhan bu tavrı radyolarda tanıtan ilk sanatçıdır. Ayrıca kendi yöresine ait birçok türküyü derlemiştir. Müzik kabiliyeti yüksek bir saz virtüözümüz Gazi Ayhan aynı zamanda hicivli şiirleri ve besteleri bulunmaktadır. 1944 yılında Ankara Radyosuna girdi. 1954 yılında radyodan ayrılarak serbest çalışmaya başladı. 1951 yılında İstanbul'da yapılan milli Oyunlar ve Türküler Festivali'nde birincilik madalyası, yine aynı yılda Milletlerarası Müsteşarlık Kongresi'nde biricilik madalyası aldı. Türk Halk Müziği'nde bir çok derlemeler yaptı. 40 plağı ve 5 kaseti olan Ayhan, Türkiye'deki pek çok festivalden şilt de aldı. Ahmet Gazi Ayhan 9 Şubat 1997 yılında vefat etti.

 

ÇEKİÇ ALİ( 1932-1973)

 

1932 yılında Kırşehir'in Kaman'ın Meşe köyünde doğdu. Asıl Soyadı Ersan'dır. Çekiç Ali'ye "çekiç" lakabı; çevikliği ve ataklığının yanı sıra, saz çalışındaki canlılık, dinamizm ve aciliteden dolayı büyükleri tarafından takıldı. Çekiç Ali, saz çalıp türkü söyleyerek kazanan abdal aşiretine mensup bir sanatçı olarak, Orta Anadolu Abdal müziği geleneğinin önemli halkalarından birini teşkil eder. Çekiç Ali de, ustası Muharrem Ertaş, arkadaşı Hacı Taşan ve Üstad Neşet Ertaş gibi çok küçük yaşlarda yöre düğünlerine "çalgıcı"olarak giderek meslekte kendini yetiştirdi.Çekiç Ali'nin repertuarının önemli ölçüde anonim türkü ve ağıtlar oluşturmakta. Kıvrak, atak sazı: içli ve yanık sesi ile söylediği türkülerle elbette gönlümüzde yaşamaya devam eden Çekiç Ali 13 Eylül 1973 yılında vefat etti.

 

ZARALI HALİL(1906-1964)

 

1906 yılında Sivas'ın Zara ilçesinde doğdu. Küçük yaşlarda bağlamayla tanıştı. Türk halk müziğinin güçlü seslerinden biri olan Zaralı Halil Sesinin güzelliğiyle ile sıra gecelerinin ve düğünlerin aranılan ismi olmuştur.Zara her ne kadar Kangal ve Divriği folkloruna yakın örnekler çıkarsa da Halil Söyler farklı musiki anlayışıyla karşımıza çıkar.Halil Söyler müziklerini ince saz dediğimiz enstrümanlarla dile getirir. Okuduğu türküler dönemin belli isimleri Diyarbakırlı Celal Güzelses, Malatyalı Fahri Kayahan ve Urfalı Hacı Baki Yurtsever'in okumuş olduğu türkülerle aynı tarzda olmuş, aralarında büyük etkileşim olmuştur. Çıkardığı plakla ismi tüm ülkeye yayılmıştır.TRT repertuarında 8 adet türküsü bulunan Halil Söyler 15 Ocak 1964 yılında vefat etmiştir.

 

KAZANCI BEDİH (YOLUK)( 1929-2004 )

 

Urfa sıra gecelerinin temsilcisi Kazancı Bedih, 1929 yılında Şanlıurfa'nın Hekimdede mahallesinde doğdu. Babası Bedih'in müziğe olan merakını sezmiş ve Bedih'i sıra gecelerinin kültürünü tanıması için yapılan sohbetlerde çalınıp söylenen Gazel, Hoyrat türkülerini dinlemesi için sıra gecelerine götürür. Sıra gecelerinde Mecmi Şiğe'nin çaldığı Çümbüş dikkatini çeker. Mecmi Şiğe'den dersler almaya başlar. Hem Kazancılık (bakırcılık) yaparken diğer zamanlarında sıra gecelerine çalıp söylemeye devam eder. Kazancı Bedih okumalarında ilk dönemler Tenekeci Mahmut (Güzelgöz) ustanın etkisi görülürken zamanla kendi üslubunu kullanmaya başlamıştır. Askerden dönünce de 1955-1957 yılında belediye bandosunda görev yapar. Kazancı Bedih 2000 yakın sıra gecesi ve asbap gecesi kasetleri doldurmuştur.Birçok ünlü sanatçı tarafından türküleri okunan sanatçımızı 20 Ocak 2004 tarihinde evinde gaz sobasından zehirlenerek ölmüştür.

 

AŞIK ALİ İZZET ÖZKAN( 1902-1981)

 

Ali izzet Özkan, 1902 yılında Sivas'ın Şarkışla ilçesinin Höyük köyünde doğdu. Ali İzzet, komşuları Aşık Sabri ile Aşık Ali'den bağlama çalmayı, şiir yazmayı öğrendi. 1924 yılından itibaren köy köy dolaşarak Alevi-Bektaşi geleneğini inceledi. Köy Enstitülerinde, Aşık Veysel'le birlikte gezici saz öğretmenliği yaptı. 1944-1945 yılında Hamidiye Köy Enstitüsünde çalıştı. 1961 yılında Aşıklar Derneğinde görev aldı. Konya'da yapılan Aşıklar Bayramında yer aldı. Ali İzzet yöresinin musikisini iyi icra eden, kendi deyişlerinin dışında, bir de kendi bulunduğu yörede çalınıp söylenen semahlar, uzun havalar gibi usta malı dediğimiz, eski aşıkların deyişlerini çalıp söyleyen bir ozandır. Kendisine ait 500'ü aşkın şiiri vardır. Şiirlerinden bir kısmı yayınlanmıştır. Birçok türküsü sanatçılar tarafından okundu. Bunlar arasında "Şu sazıma bir düzen ver" ve "Mühür gözlüm" gibi sevilen türküleri bulunan Ali İzzet, 1981 yılında vefat etti.